Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

İkincil Travma Nedir

İkincil travma; bir kişinin, başkasının yaşadığı travmatik deneyimlere doğrudan maruz kalmadan, bu deneyimleri dinleyerek, tanık olarak ya da tekrar tekrar temas ederek psikolojik olarak etkilenmesi durumudur. Kişi travmayı bizzat yaşamamıştır; ancak anlatılar, görüntüler, seans içerikleri ya da sürekli empatik temas yoluyla travmanın duygusal yükünü taşımaya başlar.

Bu durum özellikle yardım mesleklerinde çalışanlarda görülür; ancak sadece profesyonellerle sınırlı değildir. Travmatik yaşantıları olan bir yakınına sürekli destek olmaya çalışan kişiler de ikincil travma yaşayabilir.

İkincil Travma Nasıl Gelişir

İkincil travmanın temelinde yoğun empatik bağ yer alır. Kişi, karşısındakinin yaşadığı acıyı anlamaya çalışırken, farkında olmadan bu acıyı kendi duygusal dünyasına taşır. Özellikle travmatik anlatılara uzun süre ve tekrarlayan biçimde maruz kalmak, zihinsel sınırların zorlanmasına neden olur.

Zamanla travmatik imgeler, anlatılar ya da duygular kişinin zihninde yer etmeye başlar. Bu süreç çoğu zaman sinsi ilerler; kişi bir anda değil, yavaş yavaş tükenmişlik, duygusal donukluk ya da aşırı hassasiyet fark etmeye başlar.

İkincil Travmanın Belirtileri Nelerdir

İkincil travma belirtileri, birincil travmaya oldukça benzeyebilir. Kişi;

  • Travmatik içeriklere karşı aşırı hassasiyet,
  • Uyku sorunları veya kabuslar,
  • Dalgınlık, dikkat dağınıklığı,
  • Umutsuzluk ya da dünyanın güvensiz bir yer olduğu hissi,
  • Duygusal tükenmişlik veya içe çekilme yaşayabilir.

Özellikle “Ben yaşamadım ama neden bu kadar etkileniyorum?” sorusu sıkça görülür. Bu noktada yaşananın zayıflık değil, insani bir tepki olduğu unutulmamalıdır.

Kimler Risk Altındadır

Psikologlar, psikiyatristler, sosyal hizmet uzmanları, sağlık çalışanları, acil müdahale ekipleri ve hukuk alanında çalışanlar ikincil travma açısından daha yüksek risk altındadır. Bununla birlikte, travmatik bir deneyim yaşamış bir yakınına sürekli destek olan kişiler de bu süreci yaşayabilir.

Kişisel travma öyküsü olanlar, sınır koymakta zorlananlar ve kendini sürekli “güçlü olmak zorundayım” baskısı altında hissedenler için risk daha da artabilir.

İkincil Travmadan Korunmak Mümkün mü

İkincil travmayı tamamen önlemek her zaman mümkün olmasa da, etkilerini azaltmak mümkündür. Duygusal sınırların farkında olmak, düzenli süpervizyon veya destek almak, dinlenmeye alan açmak ve kişinin kendi ihtiyaçlarını ihmal etmemesi koruyucu faktörler arasında yer alır.

En önemli noktalardan biri, yardım eden kişinin de yardıma ihtiyaç duyabileceğini kabul etmesidir. Bu kabul, hem mesleki hem insani bir güçtür.

Sıkça Sorulan Sorular

İkincil travma ile tükenmişlik aynı şey mi?

Hayır. Tükenmişlik daha çok iş yükü ve stresle ilgilidir; ikincil travma ise travmatik içeriklere maruziyetle ilişkilidir.

İkincil travma yaşamak mesleğe uygun olmadığımı mı gösterir?

Hayır. Aksine, empati kurabilen ve duygusal olarak temas edebilen kişilerde daha sık görülür.

İkincil travma kalıcı mıdır?

Hayır. Fark edildiğinde ve destek alındığında etkileri azalır ve iyileşme mümkündür.

KAYNAKÇA

Figley, C. R. (1995). Compassion fatigue: Coping with secondary traumatic stress disorder in those who treat the traumatized. New York, NY: Brunner/Mazel.

Figley, C. R. (2002). Compassion fatigue: Psychotherapists’ chronic lack of self-care. Journal of Clinical Psychology, 58(11), 1433–1441.

Bride, B. E. (2007). Prevalence of secondary traumatic stress among social workers. Social Work, 52(1), 63–70.

American Psychiatric Association. (2022). DSM-5-TR: Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders. Washington, DC: Author.

Hernandez, P., Gangsei, D., & Engstrom, D. (2007). Vicarious resilience: A new concept in work with those who survive trauma. Family Process, 46(2), 229–241.